Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp

Erikli Yaylası Kamp Alanı

Dost grup ile yaklaşık 1 ay öncesinden planlama yapılmıştı. Kurban Bayramı tatilini bu kez yaşadığımız yerden biraz uzakta doğayla iç içe geçirmek için hazırlıklarımızı yapmıştır. Lüks otellere vereceğimiz parayı, kargaşayı, saçma sapan fiyat politikalarını bir tarafa itip biz bu kez çadır kurup, kamp atacaktık. Aslında bir çok yer vardı kafamızda ama en sonunda Yalova, Çınarcık’ta bulunan Erikli Yaylası‘na karar kıldık.

Kamp Hazırlıkları

Grupta yer alan Murat ve arkadaşı Mehtap, Ergün ve eşi Gülsüm, ben ve eşim Fulya ile herkes kampa ne getirip ne götürmeyeceğimiz konusunda paylaşımlarımızı yaptık. Köpeğimiz Mia, bu hazırlıklardan muaf olacaktı. Onun ihtiyaçları bizim tarafımızdan karşılanacaktı :) Herkes kendine ait ve ortak kullanacak malzemeleri getirdiler.

Yolculuk Zamanı

Tatile çıkış zamanımız bayram arefesinde olacaktı. Sabah erken saatte bizim evde buluşarak, küçük bir atıştırmalık kahvaltı sonrası 3 araba yola koyulduk. Ben ve benim gibi diğer herkes yolcukta durmadan gitme taraftarı değildi. Bir yerlerde dura dura gitmek bizim için tatilin bir başka zevkiydi. Yollar boştu, Osmangazi Köprüsü‘nün pahalı(!) oluşu, feribot sırası beklemenin bizi kasacağı düşüncesiyle körfezi  dolaşmaya karar verdik. Kararında hız limitlerinde ilerledik, bir ben, bir Ergün, bir Murat konvoyun başını çekiyordu. Kocaeli sınırları içerisinde Ergün konvoyun başına geçti. Her zaman Kocaeli doğu girişinden girip sahilden Yalova yoluna bağlanmak mantıklı gelmiştir bana ve daha kısa olduğundan bu yolu tercih ederim. Ama maalesef konvoy başı olan Ergün tüm sapakları kaçırınca yolumuzu biraz uzattık, az daha gitsek Sakarya’ya varacaktık. Neyse ki bu hatadan kıl payı kurtulduk.

Mia ve Yolculuk Keyfi Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp
Mia ve Yolculuk Keyfi

 

Kafamızda soru işaretleri yok değildi. Acaba kalabalık olacak mı, kamp yapacak güzel yer bulacak mıyız, yabani hayvan var mıdır vb.

Erikli Yaylası’na Ulaşım

Biz Körfez, Derince, Gölcük, Karamürsel, Altınova, Yalova, Çınarcık, Teşvikiye yolunu takip ederek yaklaşık 190 KM’lik bir güzergah ile Erikli Yaylası‘na ulaştık. Erikli’ye geçmeden önce Çınarcık ve Teşvikiye’de 2 gün yetecek kadar erzağımızı aldık. Teşvikiye’den sonra yaklaşık 9 kilometrelik asfalt, dar ve virajlı bir yoldan sonra Yalova Kent Ormanı‘na vardık. Buraya geldikten sonra soldan aşağı inersek kamp alanları olan bir tesis mevcut. Sağdan devam ederseniz yeme içme yerleri ve Çifte Şelaleler’e gidiliyor. Aslında biz bir kamp tesisinde değil de kendi başımıza bir alanda kamp yapma hedefiyle Erikli‘ye gelmiştik. Ben ve eşim kamp alanına inerek ortamı kontrol ettik. Ortam hoşumuza gitti, işletme görevlilerinden biri ile nerelerde kamp yapabileceğimize dair bilgi aldık ve çok güzel bir yer kendimize seçtik. Hem bu tesisim tuvalet ve duş imkanı da vardı. Biz diğer insanlardan kendimizi soyutlamak için biraz daha uzak bir alanı seçmiştik. Kamp alanına araçla giriş araç başı 7,5 TL, kamp alanı için ise kişi başı günlük 10 TL ücret alıyorlar. Biz hiç riske atmadan burada konaklamaya karar verdik. Hemen derenin karşısında güzel geniş ve masası da olan bir yer bulduk. Hemen ilk girişe giderek diğer arkadaşlarımıza konuyu aktardık ve burada kalmaya karar verdik. Dostlarımız burada hemen kendine 3 arkadaş edinmişlerdi bile. Onlar da bizim söylemlerimiz doğrultusunda burada konaklamaya karar verdiler.

Erikli Yaylası Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp
Erikli Yaylası

Araçlarımızı derenin kenarına çekerek malzemelerimizi kamp alanına doğru taşımaya başladık, bir kaç sefer sonra artık tüm malzemeler kamp alanındaydı. Şimdi çadırları kurma vaktiydi. Metro Market‘ten indirimden 50 TL’ye aldığımız çadırlar nasıl çıkacaktı. Bunun da merakı bizlerde mevcuttu. Murat, bu konuda rahattı. O daha önceden çadırını almış ve bir kaç kez de kamp atmıştı. Sırayla çadır yerleri belirlendi ve çadırlar kurulmaya başlandı. Simetri bir şekilde çadırlarımızı kurduk. Çadırlar beklediğimizden iyi çıktı. Bizi asıl sıkıntıya sokan çadırların içine aldığımız şişme yataklardı. Alınan pompalar, araçtan getirilen pompa işe yaramamıştı. İnsan kuvveti ile üflenip şişirilecekti. Ergün kendine ait 2 şişme yatağı biraz yorgun biraz nefessiz bir şekilde şişirdi. Sağolsunlar Murat ve Ergün sonrasında bizimkileri de şişirdiler. Yataklar çadırların içine yerleştirildi. Önerimdir, kesinlikle şişme yatak ve uyku tulumu alın, yoksa sağınıza solunuza taş batmasından uyku durumunuz bozulabilir ve soğukla mücadele edebilirsiniz.

Kamp Düzeni

Kampa bir düzen vermek için, ateş yeri zaten vardı, mangal ve semaver yerleri belirlendi. Mehtap tarafından getirilen 15 litrelik su bidonu yerine yerleştirildi. Mutfak malzemeleri, yemek malzemeleri ayrıldı. Bulaşık yıkama ortamı bile hazırlandı. Herkes bir taraftan ortamı hazırlıyordu, dünden razıydık sanki biz bu hayata, şehir hayatının keşmekeşinden kurtulmuş adeta kendimizi bulmuştuk. Yine Metro Market’ten 20 TL’ye aldığımız soğuk tutucu çantaya içecekler ve bozulacak malzemeler yerleştirildi. Gece uzun ve soğuk olacaktı. Odun toplama merasimi başladı. Kadınlar yemek işleri ile uğraşırken erkekler ormanda kurumuş ağaç, odun avına girişti. Yeteri miktar odun toplayarak tekrar kamp alanına dönüş yaptık. Murat’ın getirdiği baltanın bize olan yardımı esirgenemez ama bir daha ki kamp seferinde herkesin mutlaka bir testere ve bir balta edinilmesi gerektiği düşüncesi herkeste hakim oldu.

Erikli Yaylası Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp
Erikli Yaylası

Yemek Zamanı

Murat ve Ergün kamp ateşini yakarken, kadınlar masayı kurmuştu. Ben de bir taraftan mangalı közlemeye başlamıştım. Kampın sembollerinden mangalda tavuk ve köfte akşam yemeğimiz olacaktı. Önce köfteler yapıldı, mangal başı olan ben bu durumda ayakta yemeye bayılırım. Nitekim öyle yaptım, güzel bir salata ve yan ürünler eşliğinde yemeğimizi yedik. Temiz hava bol oksijen demek daha çok yemek tüketmek anlamına geliyordu bizler için. Bu kez tavukları ızgaraya attık. Murat, “Bırak abi ben çeviririm tavukları sen yemeğini ye” dedi. Öyle olsun dedik, şangırt(!) sesiyle maalesef yeni alınan ızgara telinin gazabına uğradı Murat ve tavukların çok büyük bir kısmı yere döküldü, can sağlığı yedik zaten doymuştuk(!) bizler, cana geleceğine mala gelsin dedik ama gülmeyi de eksik etmedik. Hadi biraz da sucuk yapalım dedik onları da bir güzel mideye indirdikten sonra, masa toplantı ve kamp ateşinin başına geçtik. Hava kararmış ve soğumaya başlamıştı.

Soğuk, Korku Dolu ve Sesli Bir Gece

Kamp ateşinin başında güzel güzel sohbet ediyorduk. Bazen ohhh ne güzel ettik de geldik, bazen iş, bazen de güncel konulardan bahsediyorduk. Çok yakınımızda çadır kuran kimseler yoktu. Sağdan soldan sesler geliyor hemen el fenerleri o yöne dönüyordu. Biraz irkiliyor ama çok fazla da çaktırmıyorduk. Adrenalin dolu saatler bizi bekliyordu. Doğal yaşamda olan şeylerdi bunlar ama çoğumuz buna alışık değildik. Parasının hakkını sonuna kadar veren soğuk tutucu çantamızdan biralarımızı alıp yudumluyor bir taraftan da çekirdek çitliyorduk. Biraz öteden 3 ışığın bize doğru gelmeye başladığını gördük. Yaklaştılar, yaklaştılar, yaklaştılar. “İyi akşam” sesi yükseldi. Bu gelen kişiler gündüz bizim dostların tanıştığı 1’i kadın 2 erkek arkadaşlardı. Buyur ettik kendilerini. Onlarla da sohbet muhabbete devam ettik. Deniz, “Bir kamp oyunu var isterseniz oynayalım” dedi. Biz de tabi oynayalım dedik. Oyunu bize anlattı. Vampir, Köylü, Büyücü oyununu oynayacaktık.

Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp

Oyun Zamanı

Vampir, Köylü, Büyücü oyununu 8-10 kişiyle oynanan bir oyun. Kişilikler kurayla belirlenir ve 2 kişi vampir, 1 kişi büyücü, diğerleri de köylü olur. Vampirlerin amacı köylülerin hepsini öldürmek, diğerlerinin amacı da vampirleri teşhis edip öldürmektir.
Kura çekildikten sonra, hakem, “gece oldu herkes gözlerini kapasın” der. Sonra, “sadece vampirler gözlerini açsın” der, iki vampir sessizce gözlerini açar ve birbirini yani oyun ortağını tanır. Daha sonra onlar da gözlerini kapar, hakem gündüz olduğunu söyler, herkes gözlerini açar ve oyun hareketlenir. Burada oyuncular aralarında tartışarak vampir olduğu düşünülen birini öldürmeye karar verirler. Doğal olarak öldürülmek istenen kişi kendini savunacaktır. Belki ilk savunma ulan benim adımı ilk söyleyen kişi vampirdir mutlaka neden onu öldürmüyoruz ki filan şeklinde olabilir. Bir süre tartışılır ve gerekirse hakemin uygulayacağı çoğunluk gibi bir kuralla, birinin öldürülmesine karar verilir. Öldürülen kişi, köylü mü vampir mi olduğunu öldürüldükten sonra söyler. Sonra gece olur. Yine sadece vampirler gözlerini açar. Vampirlerin gece bir kişiyi seçerek öldürme hakkı vardır. Hakeme seçtikleri kişiyi gösterirler, ve gözlerini kaparlar.(Alıntı Ekşi Sözlük)

Deniz hakem oldu ve gözlerimizi kapattık, etrafımızda dönmeye başladı. 2 kişinin kafasına dokunarak vampirleri belirledi, sonrasında sen vampirsin sen köylüsün, sen öylesin sen böylesin, karşılıklı atışmaların ardında oyun bir süre sonra bitti. Burada detay ilk kez tanıştığımız insanların böyle bir oyunla bize gelmesiydi. Şakalar şakalara karıştı, ulan bizimi kesecekler, ne olacak derken uyku vakti geldi. Ben günün yorgunluğu ile çadıra geçip bir saat kadar kestirdim. Sonrasında uyandım zaten diğerleri de yatmaya hazırlanıyordu. Herkes kendi çadırına geçip uyumaya başladı. Ben de uyku yoktu, sağdan soldan çalı sesleri, gelincik sesleri, kuş sesleri ve farklı sesler geliyordu. Cebimde iyi bir çakım vardı :) hemen yanı başımdaydı, güvendeydim. Bir ara dalmışım yine uyandım. Murat’ın horlama sesleri, çadırı hemen yanımda olduğu için kulağımda yankılanıyordu, meğer Murat ve Mehtap hariç diğerleri de uyumuyordu. Gece kalktık, sağa sola fenerlerle baktık, bazı insanı ihtiyaçlarımızı giderdikten sonra tekrar yattık, tekrar kalktık yani sabahı zor ettik. Tüm gece boyunca koruma kalkanımız Mia idi. Her bir seste Mia tok havlaması ile geceyi inletti.

Doğayla İlk Güne Merhaba

“Abi özür dilerim kalkın” sesiyle uyandık. Ne oluyor demeye kalmadan çadırlardan çıktık. Başı boş dolaşan inekler bizim malzemelere saldırmaya çalışmışlar. Yakınlarımızda kamp kuran bir arkadaş elinde sopa ile onları uzaklaştırmaya çalışıyordu. Sağolsun çok fazla bir zahiyat vermeden bu saldırıyı atlattık. Sabah erken saatte muhteşem temiz güzel bir havaya uyandık. İç kısımda olduğumuzdan biraz serin bir hava olsa da kuş cıvıltıları içimizi ısındırıyordu. Murat görev bilinci ile hemen semaveri yakmış, kadınlar sofrayı hazırlamaya başlamıştı. Gülsüm menemeni hazırlarken, Murat elini yüzünü yıkayıp gelene kendi elleriyle hazırladığı kahveyi ikram ediyordu. Bayramın ilk günü olması sebebi ile birbirimizle bayramlaştık. Mia kendi halinde tasmasız sağda solda dolaşıyordu. Saat 10 olmuş fakat Ergün hala çadırdaydı, Murat bir taraftan harici hoparlörü eline almış İnek Obası Uyan müziği eşliğinde Ergün’ü uyandırmak için onun bulunduğu çadırın etrafında tur atıyordu. Sonunda o da uyandı. Birlikte kahvaltımızı yaptık.

Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp

Teşvikiye Çifte Şelaleler

Bugün hedefimizde Çifte Şelaleler‘e gitmek vardı. Sırt çantalarımızı alarak yola koyulduk. Yalova Kent Ormanı‘ndan patika yollardan yürüyerek ve asma köprüden geçerek yaklaşık 15 dakikada Çifte Şelaleler’e ulaştık. Mesire alanını geçtikten sonra merdivenleri tırmanıp önce küçük şelaleye ardından yine merdivenleri tırmanarak büyük şelaleye çıktık. Burada bulunan seyir teraslarında fotoğraflarımızı çekildik. Yine burada dün tanıştığımız 3 arkadaş ile karşılaştık. Bu bir tesadüftü sanırım. Bizi mi kesecekler, bizi mi takip ediyorlar diyorduk bir birimize :) Tabi ki latife yapıyorduk. Üçü de iyi ve güzel insanlardı.

Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp

Çifte Şelaleler, muhteşem görüntüsü, buz gibi suyu olan güzel bir vadide yer alıyor. Her yer yeşilliklerle dolu. Buraya gelmişken, suya girmeden dönemezdik. Nitekim hazırlıklı gelmiştik. Önce Murat açılışı yaptı, ardından Mehtap, ardından ben, Ergün ve eşim Fulya. Su buz gibiydi, bele kadar yükseliği bulunuyor. Şelaleden akan su resmen vücutlarımızı dövüyordu. Ama çok zevkliydi. Serin suyun tadını çıkartarak dışarıya çıktık ve kurulanmaya başladık. Ben, eşim ve Mia Çifte Şelaleler‘de zaman geçirirken diğer dostlar patikadan biraz daha yukarı çıkarak oraları keşfettiler. Onların görüşlerine göre, mutlaka çifte şelalelerin üstüne de çıkıp oraları da görmek gerekiyormuş.

Dönüş yoluna geçtik, saati akşam etmeye az kalmıştı. Acıkmıştık, mesire alanlarından geçerken burada bir şeyler atıştıralım sonra akşam yemeğini yiyelim dedik. Yanımızda nakit para yoktu ve maalesef işletmelerin hiç biri kart kabul etmiyor. Siz de oralara giderseniz bunu göz ardı etmeyin. Yanınızda nakit para bulundurun.

Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp

Kamp alanımıza dönüş yaptığımızda kötü bir sürprizle karşılaştık. Erzaklarımız sağda soldaydı. İnek arkadaşlar bizim kamp alanını basmış ne bulduysalar yemiş ve sağa sola dağıtmışlardı. Kötü bir görüntü idi. Ergün hafiften çıldırmıştı, “Abi ben size kurban eti yedireceğim keseceğim o ineği diyerek sağa sola kendini atıyordu” :) İlk şoku atlattıktan sonra ortalığı toparladık ve sonra yemek hazırlıkları başladı. Erzağımız azalmıştı ve bayramın ilk günüydü erzak almak için şehre inip bir şeyler alalım dedik. Hızlıca ben, Ergün, Murat ve Mehtap gidip tüm erzakları alıp tekrar kamp alanına geri geldik. Aldığımız malzemeler ile idare edecektik. Gülsüm bir taraftan makarnayı yaparken, bizler masayı hazırlıyorduk. Yemeklerimizi yedikten sonra erkekler olarak yine odun avına çıktık. Topladığımız odunlar ile geri geldik. Kamp ateşimizi tutuşturduk ve yine kamp sandalyelerimizle çevresinde çember oluşturarak sohbet etmeye başladık. Yine ellerde fenerler sağa sola bakıyorduk, gelen seslerin ne olduklarını tahmin etmeye çalışıyorduk. Hafiften de korkuyorduk. Saatler ilerledikçe uykumuz gelmeye başladı. Gelen kampçıların çoğu medeni, kimse kimseyi rahatsız etmiyor genellikle, herkes birbiriyle selamlaşıyordu. Fakat derenin karşısındaki kamp kuran terbiyesiz ordusu müziğin sesini açmış, bağırışlarla geceye rahatsızlık veriyordu. Nitekim onlarında sesi belli bir süre sonra kesildi. Herkes çadırlarına geçerek uyumaya başladı. Tam güzel bir uyku çekiyorum derken, çadırın fermuar sesiyle Ergün ve Gülsüm’ün çadırlarından çıktıklarını duydum. Ben de çadırdan çıktım. Saat gece 3.30 civarıydı ve hava buz gibiydi. İnsani ihtiyaçlarımızı giderdikten sonra tekrar çadırlarımıza dönerek uyumaya başladık.

Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp

Doğayla İkinci Güne Merhaba

Bir ses duyuyordum ama rüyamda mı yoksa gerçek mi? “Abi kalk, hava çok güzel, sincaplar felan var.” bu Murat’ın sesiydi, ben küfürle kendisini çadırdan uzaklaştırmaya çalışıyordum. Israrlı ve masum bir şekilde beni uyandırmaya çalışıyordu. Bu güzellikten benim de faydalanmamı istiyordu. “Kahve yaptım abi sana hadi kalk” dedi. Ben de “yaptın mı lan kahveyi diyerek bir hışımla çadırımdan çıktım, ardından eşim Fulya, Mehtap, Gülsüm ve Ergün… Murat sırayla herkese yine kahvesini yaparak ikram etti. Sincaplar bir o ağaca çıkıyor, bir yere iniyordu. Belliki erkek sincap, dişi sincapa kur yapıyordu. Çok güzel bir görüntüydü. Bu canlılarla iç içe yaşamak muhteşem bir duyguydu. Yine güzel bir şekilde kahvaltımızı yaptık. Temiz ve açık havada kahvaltı yapmak muhteşem.

Küçük ve Büyük Dipsiz Göl

İkinci günümüzü kamp alanında kitap okuma ve dinlenmeye ayıracaktık. Yakın olması sebebi ile sabah hemen kahvaltıdan sonra Dipsiz Göl‘ü görüp gelelim sonrasında herkes kendince dinlensin dedik. Üçüncü bir inek saldırısı yaşamamak için yiyeceklerimizi kamufle ettik, bazılarını ağaçlara astık. İki araba halinde yola çıktık Kent Ormanı‘ndan 3 km yukarıda bulunan Dipsiz Göl‘e geldik. Yaklaşık 100 metrelik toprak bir yoldan aşağıya inerek Dipsiz Göl‘ü gördük. Çok abartılacak bir tarafı yok ama korkutucu geldi nedense bizlere. Aslında biz ilk etapta burada kamp kurmayı planlamıştık. Ama aşağıdaki kamp alanını görünce orada kamp yapmaya karar vermiştik. Göl çevresinde bir aile kamp kurmuş ve kahvaltılarını yapıyordu. Biz aşağıda kamp kurarak iyi bir tercih yaptığımızı anladık. Dipsiz Göl‘ün çevresi sık ormanlarla çevrili, çevresinden yürüyerek dolaşılabiliyor. Bir çok balık, yılan ve kurbağanın burada bulunduğunu öğrendik. Dipsiz Göl‘ü de görmedik dememek için buraya geldik ve gördükten sonra tekrar kamp alanına geri döndük. Herkes kendini iyi hissetmek için sırayla kamp alanında bulunan duşlara girdi ve kendine geldi. Ben de akşam için bir taraftan ormanda odun yapıyordum. Mehtap hızlı başlamış ve kitabını almış okuyordu. Diğerleri duştan geldikten sonra herkes kendince bir dinlenme şekli bulmuştu. Fulya da kitabını almış Mehtap’a eşlik ediyor, Murat ve Ergün çadırlarında şekerleme yapıyor, Gülsüm küçük kağıtlara yazdığı kelimelerle Fransızca çalışıyor, ben de kendimce sandalyemde oturmuş dinleniyordum. Şekerlemesi biten Ergün uyanıp kitabını da alıp yanıma geldi ben de kitabımı alarak okumaya başladık. Kitap da insanı dinlendiriyordu.

Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp

Rakı Akşamı

Güzel bir gündüz dinlenmesinden sonra buradaki son akşamımızdı. Bunu rakı ile sonlandıracaktık. Çilingir soframızı kurduk, bir gün  önceden merkezden aldığımız balıklarımızı köpüklü kutu içerisinden çıkararak ızgaraya atıp hazırlamaya başladık. Soğuk tutucu çantamızdan bir gün önce aldığımız ve hala buz gibi olan rakımızı çıkardık. Sohbet, muhabbet ve şarkı eşlinde akşama merhaba dedik. Bir taraftan kamp ateşimizi yakarak masadan uzaklaşıp kamp ateşinin etrafına dizildik. Konu konuyu açtı, en son Ergün “Mark Zuckerberg gibi bir adam 50 yıl daha dünyaya gelmez” dedi. Bu eleştiriler altında da çadırlarımıza geçerek uyumaya başladık. Yine standart haline gelen gece uyanmasını yaptık. İnsani ihtiyaçlarımızı giderdikten sonra tekrar çadırlarımıza geçerek uyumaya başladık ve kahve eşliğinde son günümüze uyandık. Son gece uyuduğumuz uyku en güzel uykuydu. Çok rahattık, artık doğaya tam alıştık dediğimiz anda dönüş vakti gelmişti.

Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp

Elimizde bulunan malzemelerimiz ile küçük kahvaltımızı yaptık ve çadırlarımızı kaldırma hazırlıklarına başladık. Hızlı olmalıydık bugünkü durağımız kamp yerinden ayrılarak Esenköy‘de denize girmekti. Dün akşamdan kararlaştırıldığı gibi hızlıca toplarlanarak 10.00 gibi yola koyulduk. Balıklarımızı aldığımız Taner abi bize Esenköy’ü önermişti. “Benim orada yazlığım var, gidin onun önünde denize girin, evde babam vardır isterseniz orada mangalda yaparsınız” demişti. Biz gittik ve onun evini bulduk, deniz çok hoşumuza gitmedi, biraz daha ileride bir yer keşfettik ve orada denize girdik. Deniz güzel fakat taşlıklı idi. Öğle saati olmuştu, Murat ile Esenköy merkeze giderek yiyecek içecek aldık. Sonrasında biraz daha denize girerek İstanbul’a doğru yola koyulduk ve bir tatilin daha sonuna geldik. Güzel geçen bu güzel tatil için eşim Fulya’ya, Ergün’e, Gülsüm’e, Murat’a, Mehtap’a ve bizi yalnız bırakmayan güzel kızımız Mia’ya teşekkürler :)

Doğayla İçi içe Yalova, Çınarcık, Erikli Yaylası, Çifte Şelaleler Kamp

Erikli Yaylası Kamp Alanı Bilgileri

  • Otopark mevcut istediğiniz yere çekebilirsiniz.,
  • Duş ve WC mevcut,
  • Çadır kurulacak bir çok alan var,
  • Piknik alanı var,
  • Çocuk Oyun alanı var,
  • Temiz su mevcut,
  • Market yok şehir merkezine gitmeniz gerekir,

Kampta Bulunması Gereken Malzemeler

Özellikle büyük malzemelerden aşağıdakilerin tamamının yanınızda bulunması kamp konforunuz için gereklidir.

  • Çadır,
  • Mat,
  • Şişme yatak,
  • Uyku tulumu,
  • Yastık,
  • Semaver,
  • Mangal,
  • Testere,
  • Balta,
  • Soğuk tutucu çanta,

Kampımızdan Kareler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here