Tarihe Tanıklık Ettik, Galatasaray-Juventus Maçının Hikayesi

Profesyonel çalışanın gözünden Galatasaray-Juventus maçının hikayesi. Unutamadığım maçlardan bir tanesi. Hem yorgunluk, hem mutluluk, hepsi bir arada müthiş bir karşılaşma…

Takvim 10.12.203 tarihini gösteriyordu. Meteoroloji tarafından kar yağışı olabileceği uyarısı yapılmıştı. Günler öncesinden toplantılar yapılmış, tüm hazırlıklar tamamlanmıştı, artık saatin 21:45 olup herkesin birlik ve beraberlikle kenetlenme zamanıydı. Hakemler ve takımlar stadyuma giriş yaptıktan sonra, bir süre sonra ısınmak için sahaya çıktılar.

Taraftar tribünleri doldurmuş var güçleriyle tezahüratlarını yapıyorlardı. İnanmışlık vardı, saatler 21:45’i gösteriyordu. Portekizli hakemin başlama vuruşuyla birlikte Galatasaray oyuna başladı. Sol tarafta Roberto Mancini, sağ tarafta Antonio Conte takımlara taktikler yağdırıyordu İlk tehlikeli atak Juventus‘tan geliyordu, Fernando Muslera kalesinde devleşiyordu. Bir taraftan Galatasaray atakları bir taraftan Juventus atakları derken biz de saha kenarından bu eşsiz güne tanıklık ediyorduk. Dondurucu havanın etkisiyle bir anda saha beyazlara bürünüyordu. Dakikalar 31’i gösterirken, Eboue‘nin sakatlığı sonrası sağlık ekipleri sahaya giriyor ve bunu fırsat bilen Mancini, Sneijder‘i yanına çağırarak taktiklerini veriyordu. Bu arada hakem yavaş adımlarla saha kenarına gelip UEFA görevlisi ile konuşuyordu. Birşeyler oluyordu, maç tatile mi gidiyordu.

Galatasaray-Juventus Tarihe Tanıklık Ettik, Galatasaray-Juventus Maçının Hikayesi
Galatasaray-Juventus

Görüşmeler sonrası takımlar soyunma odasına gönderildi. Herkes birbirine ne olacak, nasıl olacak derken bir çok görüşme sonrası maçın tatil edildiği kararı verildi. Saatler geçiyor ama maçın ne zaman oynanacağına dair bir çok şey söylenmesine rağmen net bir tarih ve saat verilmiyordu. Taraftar stadyumu boşalmış ama tüm görevliler stadyumda bekliyorlardı. Saatler gece 00:50’yi gösterirken karşılaşmanın 11.12.2013 Çarşamba günü 15:00’da oynanacağına karar verildi.

Tarihe Tanıklık Ettik, Galatasaray-Juventus Maçının Hikayesi

Şampiyonlar Ligi maç organizasyonu yapmak çok kolay olmasa gerek. Her birim için tüm hazırlıkların yarın 15:00’a kadar bitilmesi gerekiyordu. Herkes elini taşın altına koyarak hazırlıklar yeniden tamamlandı. Bazıları görevliler evlerine giderken, bazıları stadyumda kalmayı tercih etti. Bir kaç saatlik uykudan sonra yine Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena’daydık. Bugün büyük bir gün olacaktı. Zemin kardan olabildiğince temizlenmiş, taraftarlar akın akın stadyuma geliyordu. Seyrek seyrek atıştıran kar yağışı bazen fırtınaya dönüşüyordu.

Saat 15:00’ı gösterirken maçın Portekizli hakemi Pedro Proença güney taraf yarı alandan maçı kaldığı yerden başlatı. Başlama düdüğüyle birlikte hem tribünler hem de sahada oynayan aslanlar gümbür gümbür adeta zafere gidiyordu. Galatasaray saldırıyor, Juventus karşılık vermeye çalışıyordu.  Taraftar kenetlenmiş bir an bile susmuyordu. Kalan 59 dakika çok şeylere gebeydi, belli olan bir şey vardı, inanmışlık!

Hava buz gibiydi, saha içi daha da buz, rüzgar esiyor montun içine gömülüyordum. Maçın başlamasıyla devrenin gelmesi bir oldu. Takımlar soyunma odasına çamurlu formaları ile giderken bile yüzlerinde maçın sonucuna dair olabilecekleri anlıyor gibiydim.

İkinci yarı başladı, taraftar kaldığı yerden tezahüratları yapıyor, sahadaki aslanlar buna karşılık verircesine daha çok sağ kanattan ataklarını gerçekleştiriyorlardı. Sağ tarafımda gördüğüm Conte‘nin yüzü düşmeye başlamıştı, saha içerisine verdiği taktikler Galatasaray‘ın atakların kesemiyordu.

Tarihe Tanıklık Ettik, Galatasaray-Juventus Maçının Hikayesi

Ve dakikalar 85’i gösterirken ceza sahası dışına gelen ortaya yükselen Didier Drogba‘nın ceza sahasının sağ tarafına indirdiği topu Sneijder önüne aldı. Heyecanlanmıştım, biraz daha saha kenarına yanaşarak pozisyona görmeye çalıştım. O alanda kırmızı topu görüyordum. Sneijder birinci rakibi geçip, ikinci rakibe gelmişti. Saniyeler yavaş geçiyordu adeta, Sneijder‘in sağ çaprazdan sağ ayağı vurduğu top yine kaleci Buffon’un sağ tarafından direğin dibinden filelerle buluşuyordu. Saha kenarındakiler Gooooooll diye havaya fırlıyorlardı. Bir an kendimizden geçmiştik, görev bilinciyle hemen toparlandık. Taraftar tribünlerde, futbolcular ve teknik kadro sahada çılgına dönmüştü. Muhteşem bir tabloydu. Futbolcular kenetlenmiş karların üzerinde sevinç gösterilerinde bulunuyorlardı.

Maç henüz bitmemişti, daha 5 dakika vardı 90 dakikanın tamamlanmasına. Juventus bastırıyor, Galatasaray kontra ataklarla kaleyi yokluyor, Conte çılgına dönüyordu. 90 dakika tamamlanmış 4. hakem 3 dakikalık uzatma tabelasını kaldırmıştı. En uzun 3 dakikalardan biri olacaktı bu. Juventus geliyor sonuç alamıyordu, dakikalar 90+3 gösterirken Drogba‘nın sol kanattan çizgiye inip ceza sahasına bıraktığı topa Burak dokunamıyor ve Juventus kontra atağı başlıyordu ve atak sonrası hakem 90 dakikanın bittiğini belirten düdüğünü çalıyordu. Herkes çılgınca seviniyor çünkü Galatasaray gruptan çıkıyordu.

Ben de bu tarihe tanıklık ediyordum, Galatasaray-Juventus‘u 1-0 mağlup ederek bir üst tura çıkıyor ve Türk Telekom Arena‘da müthiş bir zafere imza atıyordu. 2 günde 2 Şampiyonlar Ligi maçı yapmanın yorgunluğu ama mutlulukla bu maçı bitiriyorduk.

Tarihe Tanıklık Ettik, Galatasaray-Juventus Maçının Hikayesi
Galatasaray-Juventus Maç Sonu

Maç sonrası özetleri izlediğimde Ercan Taner‘in “Sneijder… Sneijder… Gooooollll, Allah’ım Goooolll… Gooollll… Gooollll… Türkiye ayakta, Arena ayakta, İstanbul ayakta! Goooooll… Golll… Kar, Portekizli hakem, Juventus… Hiçbir şey fark etmez. Çünkü Sneijder var, çünkü gol var. Sneijder… Sneijder… Sneijder… İşte bu kadar! Buffon’un bittiği an. On numara gol attı Sneijder. Galatasaray, 1-0 önde.” sözleri Türkiye’nin inanmışlığıydı.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here