İnternetten Önceki Hayatını Özleyen Var mı?

90’lı yılların ortası, Türkiye’de internetin hayatımıza girdiği dönem, yani bizim dönüşüme geçtiğimiz zaman diliminden bahsediyorum. İlk olma yolunda ilerleyen fikir sahipleri, şehirlerinde ilk internet cafeyi açma yarışına girdiği dönem. Sonrasında çığ gibi büyüyen bir dünya, internetli dönem.

İnternete giriş amacımız dönemin meşhur uygulaması mIRC, sohbet edecek, yeni arkadaşlıklar kuracak ve dünyamızı değiştirecektik. Aslında tek amaç sohbet etmekti, yanımızdaki yakınımızdakileri bırakarak, monitörün karşısında sohbetlere başladık, sohbetler uzadıkça uzadı, sabahlar oldu, akşamlar oldu muhabbet muhabbeti açtı.

Hayatımıza yön veren İnternet Cafeler

İnternetten Önceki Hayatını Özleyen Var mı?
İnternet Cafe

Yavaş yavaş ailelerden kopmalar başladı, arkadaş çevreleri değişti. Cebindeki harçlığı ile bilardo salonlarına gidenler, internet cafelere hücum etmeye başladı. mIRC bir taraftan sosyalleştirirken bir taraftan insanları anti-sosyal hale getirdi. Sadece mIRC ile sınırlı kalmadı internet dünyası, online oyunlar girdi hayatımıza sabahlara kadar Age Of Empires‘ler oynandı, Counter Strike‘larla ateşler açıldı.

 

İlk girdiğim internet sitesi sabah.com.tr idi. Netscape‘nin yavaş yavaş açtığı resimleri beklerken heyecanlanıyor sayfada ne çıkacağı konusunda fikir üretmeye çalışıyordum. Bu internet sitesi ile kağıt gazete de tarihe karışacak gibiydi. Bugün baktığımızda kaç kişi kağıt gazeteyi eline alıp okuyor? Sitesine giriyor, iki click darbesiyle bir anda kısa kısa haberleri okuyor ve geçiyor.

İnternetten Önceki Hayatını Özleyen Var mı?

İnternetten önce sokak arasında çekirdek-kola eşliğinde sohbet vardı. Akşamları aile ile TV izlemek, muhabbet etmek vardı. Şimdi ne muhabbet kaldı ne de samimiyet, varımız yoğumuz internet oldu.

Sosyal Medya ve Anti-Sosyal Medya

İnternet yerinde durmadı, büyüdükçe büyüdü. Sosyal Medya hayatımıza girdi. Adı üzerinde Sosyal Medya. Sosyalleşmek, sanal olarak karşındakinin kim olduğunu bilmeden, dudakları değil de klavyeleri konuşturmak.

İnternetten Önceki Hayatını Özleyen Var mı?
Anti Sosyal Hayat

Herkes eline akıllı cihazları aldı, internet büyüdü, giriş olanağın büyüdü, her an her yerden erişilebilir hale geldik, gelindi ve bu sonuçta hayatımızı etkiledi.

Bayram kutlamaları bile internetten kutlanır hale geldi. Doğum günleri, yıl dönümleri, baş sağlıkları, kutlamalar, herşey ama herşey internetten 5 kelimeyi geçmeyen cümlelerle karşımızdakilere aktarmaya başladı. Samimiyetsizleştik, aslında sosyal olalım derken iyice anti-sosyalleştik.

Cafe’de Muhabbet

Dışarıda arkadaşlarınla buluşuyorsun, bir cafeye gidip oturuyorsun. Önce nerede olduğunun bilgisi Check-in ile Swarm‘a atılıyor. Sonra WhatsApp grubunda diğer arkadaşlarına dışarıda olduğunu yazıyorsun. İlk masa görüntüsü Snapchat story ile gönderiliyor. Sonra içecekler yiyecekler söyleniyor. Kadehler kaldırılırken bir görüntü ile Instagram’a ilk foto gönderiliyor, ayrıca bu foto Facebook‘a da linklendiriliyor. Biraz sohbet sonrası. Arkadaş candır, ciğerdir. “Ah ulen sen beni sevecektin” vb. gibi mesajlar Twitter‘a 140 karakter ile twetleniyor. Ve zaman akıp gidiyor. Masa da sohbet mi ediliyor, yoksa internette birilerine nispet mi yapılıyor belli değil. Köreliyoruz, internet kullanmayı öğrenemediğimiz de çoktan körelmiş olacağız.

İnternetten Önceki Hayatını Özleyen Var mı?

Yeni Nesil için üzülüyorum

Yeni nesil ne sokak muhabbetini ne de eski oyunları bilecek. Ellerindeki küçük cihazlar ile Youtube’da video izlemek, oyun oynamak, sosyal medya da gezinmek vb. ile zaman geçirecekler. Üç taş, beş taş, uzun eşek, çelik çomak, yakan top, seksek, bezirganbaşı, topaç çevirme, körebe, cirit, minyatür kale maç gibi gibi oyunları bilemeyecek mahrum kalacaklar. Keşke bilseler ve oynasalar, sonrasında da teknolojiye ayak uydursalar.

İnternetten Önceki Hayatını Özleyen Var mı?

Özlüyorum

İnternetten öncesini özledim, ama kopamıyorsun da internetten. Her şeyin burada, oturduğun yerden EFT’ni yapıp, borcunu ödüyorsun, bir tık ile çiçek siparişi veriyorsun, hadi gelsin deyince yemeklerin 30 dakikada ayağında oluyor. Kıyafet giyip, çıkarma işleminden kaçınıyor e-ticaret sitesinden kıyafet siparişi veriyorsun. Bu örnekler uzayıp gidiyor hayatımızda.

Teknoloji güzel, ayak uydurmak zor. İnternetli ama eski samimiyetin olduğu bir dünyaya doğru güncellenmesi temennisi ile.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here